Temmuz 2016 archive

Tem 31 2016

Esnaflık ve İnsanlık

Esnaflık ve İnsanlıkesnaflikveinsanlik1
Çevremizde, etrafımızda fark edemediğimiz güzel insanlardan iki tanesi ve çok güzel hareketleri.
Birinin dışarıda küçük bir tezgahı var, incik boncuk satıyor ve sağ eli yok. Diğeri pazar günü bile iki kat aşağıdaki bodrumda ekmeğini kazanmaya çalışan kendi halinde bir tamirci ve sanatkar.
Geçen Pazar günü Bakırköy’e gittim. Bir esnaftan aldığım küçük gümüş bir eşyayı tamir için; fakat dükkanın olduğu pasaj kapalı idi, pazar günleri çalışmıyormuş. Bir daha o kadar yol gideceğim için basit bir tamirden dolayı canım sıkıldı. En azından yeni bir tane alayım diye düşündüm, etrafa bakınırken inci, boncuk, zincir, yüzük satan bir tezgah gördüm soğukta ve dışarıda. Adama gösterdim ve yenisi var mı diye sordum. Continue reading

Tem 28 2016

İşte Ana, İşte Kaynana

İşte Ana, İşte Kaynanaisteanaistekaynana1
Aşçılığı ile ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi. Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar. Kadının o gece yaptığı yemekler berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden geleni yaptılar. Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift, annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler. Aile dostu, yaşlı kadın sordu:
-Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü? Hasta mısın yoksa? Yaşlı kadın, gülümseyerek cevap verdi:
—Hayır, kasten yaptım. Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak.

Tem 28 2016

50 Adet Facebook Aşk Kapak Resimleri

50 Adet Facebook Aşk Kapak Resimleri50adetfacebookaskkapak001
Seçtiğimiz 50 tane Facebook aşk kapak resimlerini aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
İndir.

Tem 27 2016

Kefeni Kanlar İçindeydi

Kefeni Kanlar İçindeydikefnikanlaricindeydikaraa1
İlk defa Avrupa’da Osmanlı Devletini temsil ederek şampiyon olan ve direğe bayrağımızı çektiren büyük güreşçimiz Kara Ahmed, 1870 yılında Deliorman’ın Hezargrad kasabasında dünyaya geldi.
Bir çok güreşçi yetişen Deliorman’da Koca Yusuf, Adalı Halil gibi pehlivanlar elinde yetişti. İlk defa 1898’de Paris’de yapılan Dünya Greko-Romen güreş şampiyonasına katıldı; fakat Fransız basını onu küçümsüyor ve mutlaka eleneceğini iddia ediyordu; fakat ikinci güreşinden sonra Paris’deki gazeteler şöyle haberler yazmaya başladılar: “Önüne geleni yeniyor. Bahse girseydim kaybederdim. Fiziki yapısı yeterli görünmüyordu; yalnız, bir şeyi kabul etmek gerek. Bu Osmanlı, gerçekten neşeli ve çok sempatik. Güreşten zevk alıyor. Aynı zamanda çok da kuvvetli. Bu kuvveti nereden alıyor?” Continue reading

Tem 27 2016

Necip Fazıl’a Göre 2. Abdülhamid Han

Necip Fazıl’a Göre 2. Abdülhamid Hannecipfazilagore2abdulhamid1
2. Abdülhamid, Türk’ün özünün ve temel varlığının, hakkı gasp edilmiş mağdur kurtarıcısıdır. Abdülhamid, Tanzimat sonrasındaki Batı’ya kontrolsüz, körü körüne yönelişin karşısında inatla duran, kök ve cevherin müdafaasını son bir gayretle yapan muazzam bir şahsiyettir.

Abdülhamid’i anlamak sayesinde yüzlerdeki maskeler düşecek ve onu bir anahtar gibi kullanarak, bizi bu karanlık ve şahsiyetsiz ortama getirenlerin iç yüzleri ortaya dökülecektir.
Necip Fazıl Kısakürek

Tem 27 2016

Halil İnalcık Vefat Etti

Halil İnalcık Vefat Ettihalilinalcikvefatetti1
Ünlü Tarihçi Halil İnalcık 26 Mayıs 1916 tarihinde İstanbul’da doğdu. Aslen Kırım Tatarıdır. Balıkesir Muallim Mektebini tamamladı. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1942 yılında Tanzimat ve Bulgar Meselesi adlı doktora tezini verdi. Uzun yıllar aynı fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne “Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü” olarak davet edildi.

1993 yılında Bilkent Üniversitesi’ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. İnalcık çok iyi düzeyde Osmanlı Türkçesi, iyi düzeyde İngilizce, Fransızca, Almanca, orta düzeyde de Arapça, Farsça ve İtalyanca bilmekteydi. Continue reading

Tem 27 2016

Modern Darbelerin Provası: Kuleli Vak’ası

Modern Darbelerin Provası: Kuleli Vak’asımoderndarbelerinprovasikv1
Yakın tarihimizde pek bilinmeyen, bilenlerin de mahiyetini hâlâ tam anlayamadığı bir darbe teşebbüsü vardır. Asker ve ulemadan 41 kişi, Sultan Abdülmecid’i devirip öldürmek üzere gizli bir komite kurdular.
Tarihte sert idarecilerin çok muhalifi olduğu bir hakikattir; fakat Sultan Abdülmecid gibi karıncayı incitmeye çekinen, ömrü Haremeyn’e hizmet etmekle geçen, bugün ki Avrupa hükümdarları gibi bir meşrutiyet hükümdarına bu derece husumet hayret vericidir. Kendisine karşı 1859 senesinde tertiplenen suikast, evvelden haber alınıp önlenmiştir. Darbeciler, Kuleli Kışlasında hapsedilip sorguya çekildiği için bu hadise Kuleli Vak’ası diye bilinir.

Fedailer Cemiyeti
Ferik (Korgeneral) Çerkes Hüseyin Daim Paşa, Arnavut Cafer Dem Paşa, Tophane-i Amire katiplerinden Arif Bey, İmalat Meclisi azasından Binbaşı Rasim Bey, Tophane Müftüsü Bekir Efendi, Süleymaniyeli Şeyh Ahmed Efendi, Fatih Müderrislerinden Nasuhi Efendi, Hazergradlı Feyzullah Efendi, Kütahyalı Şeyh İsmail ile Tophane Müşirliğinde vazifeli 25 kişi, bu komitenin mensupları idi. Şair Şinasi’nin de cemiyete dahil olduğu söylenir. Reis, darbe fikrinin de sahibi olan 46 yaşındaki Süleymaniyeli Şeyh Ahmed Kürdi, İstanbul’a gelip Bayezid medresesinde İhya okutmaktaydı. Fedailer Cemiyetini de orada teşkil etmişti. Reis vekili, Şeyh Ahmed’in Kars muharebelerinden tanıdığı Daim Paşa idi. Continue reading

Tem 27 2016

O, Sahibine Teslim Oldu

O, Sahibine Teslim Olduosahibineteslimoldu1
Sultan İkinci Murad Han’ın otuz bin akçe değerinde bir atı vardı. At, yanına kimseyi yaklaştırmıyordu.
Bir gün Sultan Murad, Emir Sultan’ı ziyaret için gittiğinde: “Biz sizin için bir at almıştık. Siz nasıl isterseniz öyle yapalım. Atı getirecek birisini verin de atı size gönderelim.” dedi.
Bu arada Emir Sultan’ın yanında bulunan talebelerinden, Hacı Baba denilen bir zat vardı. Sultan’ın sözü üzerine: “Ah. Hocam bu hizmeti bize verse de atı alıp gelsem. Atın tımar ve bakım işlerini yapsam.” diye kalbinden geçirdi. Emir Sultan hazretleri ona dönerek: “Ey Hacı Babam. Gidin o ata, “Senin şimdiki sahibin, Allahü Teâlâ’nın emrine muti olup, fermanına mahkum olmuştur. Sen dahi sahibine tabii olup, Allahü Teâlâ’nın emrine itaat edip, kötü huylardan vazgeçer misin?” deyin. Bakalım ne işaret eder? dedi. O da hemen atın yanına gidip, hocası Emir Sultan’ın dediklerini söyleyince, at üç defa başını önüne eğip kaldırdı. O, hemen hocasının yanına gidip durumu arz etti. Bunun üzerine Emir Sultan: “Hacı Baba, o kötü huylarını terk etti. Siz ondan kaçmayın, onu tımar edin.” dedi. Bunun üzerine, Hacı Baba, hiç korkmadan atı alıp, eve getirdi. Emir Sultan hazretleri o ata binip, Cuma günleri camiye giderdi. Hacı Baba da her gün o ata binerek pazar işlerini görürdü. O atı bir kenara bağlar, çarşıya giderdi. At, yanına yaklaşmak isteyen bazı kimselere saldırır, onları öldürmek isterdi. Onlar, o attan canlarını zor kurtarırlardı. Daha sonra bu saldırdığı kimselerin bid’at, kötü itikat sahipleri olduğu anlaşıldı. Atın yanından Ehl-i sünnet itikadında olan biri geçse, ona başını eğip sakin sakin dururdu. Bu hali o kadar meşhur olmuştu ki, çarşı halkı o atı görünce bid’at sahiplerine yanına yaklaşmamaları için tembihte bulunurlardı.
Evliyalar Ansiklopedisi

Tem 26 2016

İşte İhanetin Üssü Mürted, Osmanlıya’da İhanet Etmişti

İşte İhanetin Üssü Mürted, Osmanlıya’da İhanet Etmiştiisteihanetinussumoie1
FETÖ’cü hain darbecilerin, karargah olarak kullandığı Akıncı 4’üncü Ana Jet Üssü, Osmanlı döneminde de ihanet üssü olarak kullanıldı.
Akıncı Üssü, darbe girişiminde hainler tarafından karargah olarak kullandı. Aralarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in de olduğu komutanlar, rehin alınarak buraya getirildi. Darbe girişimi sırasında buradan kalkan uçaklar kullanıldı.

Eski Adı Mürted’di
Eski adı Mürted olan üssün, FETÖ üyelerini çok iyi tanımlayan bir geçmişi var. FETÖ üyesi subayların ihanet üssü yaptığı Akıncı 4’üncü Ana Jet Üssü, 1402 yılındaki Ankara Savaşı sırasında da bir ihanete sahne oldu. Osmanlı padişahlarından Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında yaşanan Ankara Savaşının bazı aşamaları geçmişte “Mürted Üssü” olarak bilinen topraklara kadar uzandı. Savaş sırasında Yıldırım Beyazıt’ın yanında yer alan bazı komutanlar saf değiştirerek Timur’un yanına geçti. Bunun sonucunda da Osmanlı Devleti savaştan yenik ayrıldı ve Fetret Devri’ne girildi. Continue reading

Tem 26 2016

Osmanlı Demokrasisi

Osmanlı Demokrasisiosmanlidemokrasisiyb1
Osmanlı Devleti’ne “demokrasi” demenin garip karşılanacağını biliyorum; ama benden önce bunu söyleyen pek çok Avrupalı tarihçi, asker ve alim var.

Yüzyıllar boyu Osmanlı ülkesine gelip tetkiklerde bulunan Avrupalı gezginler, Avrupa ile mukayese kabul etmez insan hakları uygulamaları karşısında şaşkınlıklarını dile getirmekten kendilerini alamamışlar, kendi toplumları için de böylesine “hakça” ve “insanca” bir yönetim temenni etmişlerdir.

İsmin ne önemi var? Önemli olan insanların huzuru değil midir?
“Mutlakıyet” dersiniz, “Demokrasi” uygularsınız, “Cumhuriyet” dersiniz, “Diktatörlük” yaparsınız. Continue reading

Tem 25 2016

Osmanlı’nın İnsan Merkezli Yönetimi

Osmanlı’nın İnsan Merkezli Yönetimiosmanlinininsanmerkezliy1
Osmanlı yönetim biçiminin adı ne olursa olsun, insan merkezlidir. Sistemin temeli, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye yaptığı tavsiye ile atılmıştır: “Oğul Osman! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.”

Bu sistemi inceleyen Batılı düşünürlerin, seyyahların, diplomatların ve alimlerin ortak görüşlerini birkaç maddede özetleyebiliriz.
1 – Osmanlı, bir “Töre Devleti” kurmuştur. Başta padişahlar olmak üzere “töre” herkesi bağlar. Hiç kimsenin kudret ve kuvveti “mutlak” değildir. Özellikle padişahlar denetim altındadırlar ve kanunlarla törelere uymak zorundadırlar.
2 – Padişahlar, savaş ve barış ilanı hakkından bile mahrumdurlar. Bunun için ulemanın onayını almak zorundadırlar (Sultan Dördüncü Mehmed, Macaristan savaşını erteleyememiştir).
3 – İsrafa ve sefahate meyleden padişahlar, ulema fetvasıyla halledilir (Tahttan indirilir). Avrupa’daki gibi istibdat ve mutlakıyet yoktur, insanlık vardır.
4 – Osmanlı Devleti insan, hayvan ve bitkiye yönelik hizmetler üreten büyük bir hayır kurumuna dönüşmüştür. Padişahlar bu büyük hayır kurumunun garsonlarıdır.
5 – Yükselme devrinde padişahların şeyhülislamları görevden alma yetkileri yoktur; ama şeyhülislamlar, padişahları azletme yetkisine sahiptirler.
6 – Osmanlı Devlet sistemi “mutlakıyet” değil, insanı merkez alan ve insana değer veren, bugünkü anlayışa yatkın demokratik bir yapıdır.
7 – İnsanı merkez alan anlayışın kaynağı Kur’an’dır ve Kur’an hükümleri zulüm ve istibdat meyline karşı en büyük engeldir. Bu yüzden padişahlar ve yöneticiler zulmü bir yöntem olarak benimsememişler, bu yoldaki bazı münferit hareketleri ise şiddetle cezalandırmışlardır.
8 – Her padişah tahta çıkar çıkmaz, Kur’an’a ve töreye bağlı kalacağına yemin eder.
9 – Halkın iradesi, padişahın nüfuz ve kudretinden üstündür. Bu yüzden padişahlar zaman zaman kıyafet değiştirip halk arasına karışmakta, talep ve değerlendirmeleri birinci elden almaya özen göstermektedirler.
10 – Sultan Birinci Mahmud Devri Reis-ül-Küttablarından (Dışişleri Bakanı diyebiliriz.) Emârzâde Hacı Mustafa Efendi’nin Fransız Sefiri Marquis Villeneuve’e söyledikleri meşhurdur: “Aslına bakarsanız, Osmanlı Devleti, adı henüz konmamış bir Cumhuriyettir.”
11 – Osmanlılarda en nüfuzlu insan padişah değil, Şeyhülislamdır. Şeyhülislamın herhangi bir kararına padişahın itiraz etmesi söz konusu bile olamaz. Padişahların isteğini reddeden pek çok şeyhülislam vardır.
12 – Osmanlı Devleti’nde, bugünkü anlamda olmasa bile, bugüne yakın anlamda “kuvvetler ayrılığı prensibi” mevcuttur. Padişah, idari işlerde hükümete karışamaz, tahakküm edemez. Yalnızca tavsiyelerde bulunabilir.
13 – Avrupa’da hiçbir insan hakkı yokken, Osmanlı’da padişahların ve diğer yöneticilerin, insan haklarına riayetleri diplomatik belgelerden anlaşılmaktadır.
14 – Halk, padişahı açıktan açığa tenkit etmek, devlet ve hükümet adamlarını alaya almak hakkına sahiptir. Vaizler vaazlarında, halk hatipleri meydanlarda tenkit hakkını kullanırken, zabıta müdahale etmez. Özgürce konuşurlar. Bunun sayılamayacak kadar örneği var.
15 – Padişahlar yalnız Müslüman milletin değil, yönetimi altında bulunan gayrimüslim milletlerin de hakkını-hukukunu muhafazaya mecburdur.
16 – Osmanlı Devleti’nde Müslüman olmayan insanların dinlerini özgürce yaşama hakları mevcuttur. Kimse onlara baskı yapamaz, kimse kem gözle bakamaz (Fatih’in Amannâme’si), kimse onları aşağılayamaz ve asla kınayamaz.
Yavuz Bahadıroğlu

Tem 22 2016

Unutmayın! Benim Babam Sizlerle Birlikte Savaştı

Unutmayın! Benim Babam Sizlerle Birlikte Savaştıunutmayinbenimbabamsbs1
Babası Filistin’deki son Osmanlı Ordusunda rütbeli asker olan Filistinli Aleniyya Haleviyin Hamut 116 yaşında son nefesini verdi. Ölmeden önce verdiği röportajda babasını ve Devlet-i Aliyye’ye olan sevgisini anlattı.

Filistinli Aleniya Hamut, babasını ve Osmanlıyı hiç unutmadı. İçinde büyük bir sevgi besledi. Gördüğü her Türk’e sarıldı, öptü.
Babasını ve Osmanlı sevgisini anlattı:
—Osmanlılar buradayken ben çok küçüktüm. Onlar, benim başımın tacıdır. Türkler bal gibiydi. Başımızın üstünde yerleri vardı. Onlar Müslümanlar çünkü. Din kardeşiyiz. Continue reading

Tem 22 2016

Zerrin Külah

Zerrin Külahzerrinkulah1
Farsçada “zer” kelimesi “altın, sarı” anlamında. Zerrin ise “altından yapılmış, altın gibi sarı” anlamlarına geliyor.
Osmanlı sarayında zülüflü ağalar olarak bilinen saray iç oğlanları, vazife başında veya merasimlerde mevlevî sikkesi formunda, “zerrin külah” denilen üzeri som altın sırma işlemeli, en iyi kalite keçeden yapılan son derece süslü bir başlık giyerlerdi
Eski mezarlıkları dolaşırken nadir de olsa zerrin külah şeklinde bir mezar taşına rastlarsanız bilirsiniz ki, bu zat Enderun’da vazife yapmış Zülüflü ağalardan birisidir.

Tem 21 2016

Bin Canla Seviyorum Türkiye’mi

Bin Canla Seviyorum Türkiye’mibircanlaseviyorumtroa1
Bin canla seviyorum Türkiye’mi,
Dirilir, dirilir de ölürüm ben,
Çok özel yaratmış Hak bedenimi,
Ancak Türkiyemle örtünürüm ben.

Sakarya nehrinden Dicle, Fırat’a,
Sağanak, sağanak dökülürüm ben,
Aliyle kardeştir Ökkeş, Rıfat’a,
Zengin nüfus, zengin bir kültürüm ben. Continue reading

Tem 20 2016

Üsküdar Notları

Üsküdar Notlarıuskudarnotlari1
İstanbul, Osmanlı döneminde “Bilâd-i Selâse” adı verilen 3 idari bölgeye taksim edilmişti. Bunlar Galata, Suriçi ve Üsküdar’dı. Üsküdar’ın yeri daima diğerlerinden farklı olur. Zira Asya kıtasında bulunduğu için Peygamber toprağı sayılarak hep hürmet görmüş ecdadımız tarafından. Bir derya gibi uzanan Karacaahmet Mezarlığı da bu inançla kurulmuş. Üsküdar, İstanbul’un tabii bir parçası olduğundan onun taşıdığı bütün özellikleri bünyesinde toplamıştır. Eğri ile doğru, güzel ile çirkin, iyi ile kötü, kendine has özellikle birleşmişlerdir burada; ama bir farkla ki, Üsküdar karşı yakaya göre biraz daha fazla Anadolu kokmaktadır. Bugün Üsküdar’da güzel olan ne varsa eskiye ait olanlarıdır. Eskiye ait eserler insana huzur ve ruha sükunet verirken yeni yapılar, plansız yapıldıklarından dolayı mıdır nedir, kasavetiyle boğar.
Geçmişe Mazi Derler, Ahmet Sarbay, İstanbul – 2016

Tem 20 2016

Yâ Rabbi. Hakkımı Helal Etmiyorum

Yâ Rabbi. Hakkımı Helal Etmiyorumyarabbihakkimihelaletmiyorum1
Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum.
Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de, Sevgili’nin (Salallahü Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem.
Allah’ım. Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allah’ım.
Ya Âdil.
Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun.
Bu cellatları da kim bilir, kimlere parçalatacaksın?
Fakat Yâ Rahman. Continue reading

Tem 19 2016

Osmanlı, Gaziler Devleti

Osmanlı, Gaziler Devletiosmanligazilerdevletias1
Milletin şehitler, gaziler kolu,
Şan yıldızlarıdır, sönebilmezler.
Kutlu analardan doğarlar, lâkin,
Vatanda özgeyi anabilmezler.

Osmanlı Devletine “Gaziler Devleti” lakabı yakışmaktadır. Zira gaza anlayışı o zaman Osmanlı Devletini diğer beyliklerden ayırt eden en mühim unsurdu. Bu sebeple diğer beyliklerde Osmanlılardan bahsedilirken, ağızlardan tek bir kelam dökülürdü: “Onlar gazilerdir.”

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükselişinde tasavvufi tarikatların, şeyhler, veliler ve dervişlerin oynadığı roldür. Osman Gazi ve haleflerinin etrafı din adamları ve evliyalar ile dolmuş, daha ilk günlerden itibaren Osmanlı akınları gaza mahiyetini kazanmıştır. Böylece ortaya bir “Gaziler Devleti” çıkmıştır. Continue reading

Tem 19 2016

Lozan Hezimeti

Lozan Hezimetilozanhezimetimno1
Bunca yıldır Lozan Antlaşmasını okullarda bir zafer olarak öğrettiler. Tıpkı Mustafa Kemal’in vatanı kurtarmak için tek başına pusulasız bir “Taka” ile İstanbul’dan Samsun’a çıktı yalanı gibi. Tanzimat’tan bu yana yakın tarihimiz hep yalan tarihimiz olmuştur.

Mustafa Kemal’in Sultan Vahdeddin Han tarafından vazifelendirildiği, İngilizlerden vize alındığı, Bandırma vapuru ile birçok subay ve er ile birlikte gönderildiği ve Bandırma vapurunun donanmaya ait silahlı savaş gemileri tarafından korunduğu ve Mustafa Kemal’e Sultan Vahdeddin Han’ın yetki verdiği, Bakanlar Kurulu’nun kararı ile 3 aylık harcırah verildiği, Sultan Vahdeddin Han’ın şahsi servetinden 1000 altın lira verildiği ve Samsun’a çıkışı ile ilgili tam 22 belgenin bu milletten hep gizlendiği bir gerçektir. Continue reading

Tem 18 2016

Hak Din İslamiyettir – Abdüllatif Uyan

Hak Din İslamiyettirhakdinislamiyettirau1
Abdülvehhab Buhari (Rahmetullahi Aleyh)
Allah adamlarından olan bu mübarek zat,
Bir günkü sohbetinde, şöyle etti nasihat:
-Ehl-i sünnet üzere inanan bir Müslüman,
Dünya ve ahirette huzurludur her zaman.
Nitekim Hak Teâlâ, Kur’an-ı keriminde,
Buyurdu, “Din İslamdır Hak Teâlâ indinde.”
Bugün İslamiyet’in dışında olan dinler,
Hak katında, makbul ve muteber değildirler.
Zira İncil ve Tevrat, tahrif edilmişlerdir.
Papazlar tarafından değiştirilmişlerdir. Continue reading

Tem 18 2016

Günah İki Türlüdür – Abdüllatif Uyan

Günah İki Türlüdürgunahikiturludurau1
Abdülkahir Sühreverdi (Rahmetullahi Aleyh)
Bir kimse, hiç haram karıştırmadan kırk gün helal yerse, Allahü Teâlâ onun kalbini nur ile doldurur. Kalbine nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini kalbinden giderir. (Hadis-i şerif)

Allah adamlarından olan bu mübarek zat,
Her gün, sevdiklerine ederdi çok nasihat.
Bu zat, bir gün dergahta olan hizmetkarına,
Dedi ki:
Semerkant’tan biraz bal getir bana. Continue reading

Load more