Eylül 2016 archive

Eyl 22 2016

Müsiad Başkanından Osmanlı Geleneği

Müsiad Başkanından Osmanlı Geleneğimusiadbaskanindanog01
MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, “zimem” geleneğini devam ettirmek için bakkalları dolaştı. Zimem geleneğini devam ettirmek isteyen MÜSİAD’ın başkanı Nail Olpak, bakkalları dolaşarak veresiye defterlerini satın aldı. Bir bakkal sahibi ise “Şaka mı bu?” diyerek mutluluğunu ifade etti. Osmanlı geleneği olarak yapılan hayırlardan biri de “zimem” denilen veresiye defterini satın almakmış.

Zimem Nedir?
Türkiye’de yaklaşık 250 bin bakkalın olduğunu belirten Olpak, zimem defterini şöyle anlattı:
Osmanlı’da Ramazan ayı gelince zenginler, kim oldukları belli olmasın diye tebdili kıyafet esnafı dolaşır, zimem denilen borç defterini satın alırlarmış. Bu geleneği devam ettirmek istedik. Bağış yapan üyelerimiz adına bakkalları dolaşıp, ödenemeyen borçların yazılı olduğu veresiye defterini satın alacağız. Bunu yalnızca Ramazan ayında yapmayacağız, diğer aylarda da sürdüreceğiz. Bakkalların veresiye defterinde 5 bin liradan 25 bin liraya kadar borç birikiyor. Satın alarak hem bakkala, hem de yoksullara destek oluyoruz.

Bir dönem bakkallık yaptığını belirten Olpak, yurt içinde ve dışındaki MÜSİAD şubelerinde de aynı geleneğin yaşatılacağını vurguluyor. Continue reading

Eyl 20 2016

2. Murad’ın Han’ın Vasiyeti

2. Murad’ın Han’ın Vasiyeti2muradhaninvasiyeti1
Tevekkülüm Halık’ımadır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Salat ve selam Efendimiz Muhammed Mustafa’nın ve onun iyi, güzel ve temiz soyundan gelenlerin üzerine olsun. Her türlü noksandan münezzeh olan Cenab-ı Hak, yüce sultan, büyük hakan, ümmetlerin iradesine malik, Arap ve Acem meliklerinin efendisi, gazi ve mücahitlerin yardımcısı, kafir ve müşriklerin düşmanı, azgın ve inatçıların kahredicisi, zayıf, miskin ve fakir Müslümanların yardımcısı, denizlerin ve karaların sultanı, fetih babası, şehit Sultan Beyazıd oğlu, Sultan Mehmed oğlu Murad Han’ı, herkesin ölümü tadacağını ve ancak celal ve ikram sahibi Allah’ın baki kalacağını bilmeye ve Cenab-ı Allah’ın “Sizleri dünya hayatı mağrur etmesin, gurur Allah’a mahsustur.” sözünü mülahaza etmeye, Peygamberimizin, “Vasiyet edecek mülkü bulunan Müslümanın vasiyeti, yanında yazılı bulunmadıkça iki gece yatmaya hakkı yoktur.” hadis-i şeriflerini sıkı sıkıya tutmaya muvaffak etti. Üç bin beş yüz filori Mekke fukarasına ve diğer üç bin beş yüz filori Peygamber Efendimizin şehri Medine fukarasına harcansın ve ondan beş yüz filori yine Mekke ahalisinden Kabe ve Hatim arasında toplanarak yetmiş bin kere la ilahe illallah kelime-i tevhidini zikredip, sevabını adı geçen vasiyet sahibine ita edenlere harcansın. Geri kalan iki bin filoriden beş yüzü Mescid-i Aksa’da Sahra kubbesinde yetmiş bin kere la ilahe illallah kelimesini ve defalarca Kur’an-ı kerimi okuyanlara harcansın. Yedi bin filorisi, vakfeden için her gün ve her gece, bu filori bitene kadar tecvitle Kur’an-ı kerim okuyanlara ve sevabını vasiyet edene ita edenlere harcansın. Ayrıca bin filori de yetmiş bin kere la ilahe illallah kelimesini zikredenlere ve sevabını vasiyet edene ve ita edene harcansın. Ve dahi vasiyet eyledik ki: Bir yakut yüzüğümüz vardır, bir yanında deliği olup, 95 bin akçeye alınmıştır. Vezni bir miskâlden ziyâdedir. Anı satalar ve kabrimiz yanında Kur’ân-ı kerim tilâvet edenlere sarf edeler, ta ki tükeninceye dek. Ve dahi vasiyet ederim ki: Bir elmas taşlı yüzüğümüzü dahi satıp, günde 70 bin kerre kelime-i tevhit çektireler. Bir nice gün buna devam edeler. Badehu satıp borcumuzu ödeyeler. Vücûdumu doğrudan doğruya toprağa gömün. Cenâb’ı Hakk’ın rahmeti, yağmuru üstüme yağsın. Hükümdarlar gibi üstüme kubbe yapmayın. Mezarımın çevresine Kur’ân-ı kerîm okuyanların oturması için yerler yapsanız yeter. Cuma günü defnolunmak arzumdur.

Eyl 19 2016

Bâb-ı Âli, Bâb-ı Âdi Olmasın

Bâb-ı Âli, Bâb-ı Âdi Olmasınbabialibabiadiolmasin1
Tanzimat’tan sonra Sadaret yani Başbakanlık “Bâb-ı Âli” şeklinde zikredilmekteydi. Bugünkü İstanbul Vilayet binası, Tanzimattan Cumhuriyete kadar sadaret olarak kullanıldı. Külliyenin Gülhane’ye açılan kapısı, ihtişamlı yüksek bir kapıdır. Bundan dolayı “hükümet” veya “sadaret” derken kısaca “yüksek kapı” anlamında “Bâb-ı Âli” denmiş, sonra bu sıfat oturmuştu.

Hükümet, Bâb-ı Âli’de olduğu için, gündelik hayata ceridelerin / gazetelerin girmesiyle matbuat da Bâb-ı Âli’yi mesken tutmuş, Hükümet, cumhuriyetten sonra Ankara’ya nakletse de matbuat yerinde kalmış ve ondan sonra Bâb-ı Âli sözü sadece basın alemi için kullanılmıştır. O tarihlerde basın kastedilirken Vilayetin önündeki yolun dikliğinden dolayı ya “Yokuş” veya daha ziyade “Bâb-ı Âli” denmiştir. Continue reading

Eyl 19 2016

Saraybosna’da Bizim Hikaye

Saraybosna’da Bizim Hikayesaraybosnadabizimhikaye1
Türkler gelmeden evvel Saraybosna diye bir şehir yoktur. Üsküp’ten tanıdığımız İsa Bey (İsabegoviç) Han; hamam, çarşı, cami, dergah yapar şehrin temellerini atar.
Efendim bahis açacağım mıntıka Bjelašnica, Igman ve Trebevič dağları arasında kalıyor, hani tam da Bosna Nehri ile Miljacka Irmağının buluştuğu noktada.
Yıl 1415 diyelim. Ortalık boştur henüz, keçiler otlamaktadır daha. Brodec ve Vrhbosna adında iki küçük köy vardır; ama biri taa o yamaçta biri bu yamaçta.
Derken Osmanlı akıncıları girer manzaraya. Dedelerimiz bölgeye akar ve ağırlıklarını koyarlar.
Üsküp Beyi İshakbeyoğlu Îsâ Bey, Osmanlı’nın vasalı olan Bosna Beylerini hoş tutar. Havasını, suyunu ve halkını sevmiştir, şirin bir şehir kursa mıdır acaba?
İlk işi Fatih Sultan Mehmed adına Hünkâr Camiini yaptırmak olur (1458). Peşine han, hamam, dükkan, imaret çeşme, zâviye, dergâh, hankâh gelir sıra sıra. Miljacka ırmağı üzerine köprüler kurar sonra. Kolobara Hanı, bedesten, kervansaray ve saray.
Evet saray. Ve o saray (1455) çok konuşulur civarda. Saray ovası, Bosna Saray, Saraybosna. Continue reading

Eyl 16 2016

40 Adet Facebook İslami Kapak Resimleri

40 Adet Facebook İslami Kapak Resimlerifacebookislamic40tanekapak000
40 tane özenle seçtiğim Facebook İslami kapak resimlerini aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
İndir