Nisan 2017 archive

Nis 27 2017

Tevazu ve Kibir Arasındaki Fark


Tevazu ve Kibir Arasındaki Fark
-Tevazu, her iyiliğin anahtarıdır.
-Tevazu, karşılaştığı her Müslümanı kendinden aşağı bilmemektir.
-Her nimet sahibi haset edilir. Haset edilmeyen tek nimet, tevazudur.
-Baş olmayı seven, iflah olmaz. Kendinden daha kötü birinin bulunduğunu sanan kibirlidir.
-Tevazu güzeldir, zenginde tevazu daha güzeldir. Kibir çirkindir, fakirde kibir daha çirkindir. Continue reading

Nis 26 2017

Ben Osmanlıyım – Hanefi Söztutan

Ben Osmanlıyım – Hanefi Söztutanbenosmanliyimhanefisoztutan1
Dinle evlat! Sana bir çift söylenecek sözüm var.
Beni bilmek ister isen, hakka bağlı özüm var.
Neslim bana büthan etmiş, yüreğimde sızım var.

Bu sayfalar tanır beni, ha bu kitaplar tanır,
Şanlı tarih dile gelse bütün dünya utanır.

İlim, irfan, medeniyet yaymak için yürüdüm,
Kuru bir kavga için değil, hizmet için yürüdüm,
Küçücük beylik idim, üç kıtayı bürüdüm.

Bu ufuklar tanır beni, ha bu tepeler tanır,
Şarktan güneş doğduğunda gölgem garba uzanır.

Hanefi Söztutan

Nis 25 2017

Ölümden Başka Her Derdin Devası Var


Ölümden Başka Her Derdin Devası Var
Şark dünyasında eskiden beri tıp ileri, tabiplik mesleği de revaçtaydı. Müslüman doktorlar, VII. Asırda göz ameliyatları yapardı. 14 Mart 1827 yılında Sultan 2. Mahmud Osmanlı ülkesinde Avrupai usuldeki ilk tıp fakültesini kurdu. Kuruluşu, her sene Türkiye’de tıp bayramı olarak kutlanır. Peki daha önce şark dünyasında ve Osmanlı ülkesinde tıp fakültesi yok muydu?

Usta-Çırak
Dinin, tedavi olmak istikametindeki emir ve tavsiyeleri, Müslüman aleminde tıp ilminin oldukça gelişmesine yol açmıştır. Hazret-i Peygamber, Allah’ın ölümden başka her derdin devasını yarattığını, insanların bunu aramaları gerektiğini söyler. Continue reading

Nis 24 2017

Mükemmel Bir Şekilde Zayıflamış İnsanların Öncesi ve Sonrası

Mükemmel Bir Şekilde Zayıflamış İnsanların Öncesi ve Sonrası

Continue reading

Nis 23 2017

WordPress Tema Adını Öğrenme Yöntemleri


WordPress Tema Adını Öğrenme Yöntemleri
Selamlar. Özellikle wp blog yazarları, farklı bloglara baktıklarında hoşlarına giden birçok tema tasarımlarıyla karşılaşırlar. Bu beğendikleri temanın adını öğrenmek isterler. Sizlere bu konuda yardımcı olacağım. Continue reading

Nis 23 2017

Ön Yargı Yerine Paradigma İle Bakış Açınızı Değiştirin


Ön Yargı Yerine Paradigma İle Bakış Açınızı Değiştirin
Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı (insanın hayatı, hem kendisini hem de etrafını yorumlama ve algılama biçimi) değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

Mesela trende giderken bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç “susun” demeden yolculuğa devam ettiğinde, siz ona “ne gamsız adam” diyebilirsiniz; ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri vefat etmiştir ve eve dönüyorlardır.

Bir Profesörün konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek çok öfkelenmiş ve “Oğlumu küçümsüyorlar.” diyerek de çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna: “Şunların kafasına çantamı indiresim geliyor.” demiş. Oğlu: “Anne, o adam yabancı, burada simültane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk.” demiş. Continue reading

Nis 22 2017

Nasıl Sabahladın?


Nasıl Sabahladın?
İmam -l Şafi Hazretleri bir sabah namazdan sonra evine dönerken yolda birine rastlar. Adam önce selam verir, iyi dilek ve dua da bulunduktan sonra da “Hayırlı sabahlar.” manasına istinaden “Nasıl sabahladın?” der. Hazret-i imam nasıl sabahladığını şöyle anlatır:
-Sekiz tane şeyin benden istediğini düşünerek sabahladım. Adam şaşırır:
—Ya imam, kim sizden 8 tane şey isteyebilir? Sizin kimse ile takışık bir işiniz yoktur ki? Hazreti imam tebessüm ederek meseleyi açar:
-Bak, benden her sabah kimler neler istiyorlar, der ve şöyle izah eder: Continue reading

Nis 21 2017

Babalar Gizli Ağlar


Babalar Gizli Ağlar
Delikanlı, 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu.
Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyumuş.
“Oğlumun hasretine dayanamıyorum. Pek özledim. Ne olur gidip arayalım, bulup getirelim.” dese de, baba geri adım atmamıştı.
Aradan epey zaman geçmişti. Continue reading

Nis 20 2017

Federico Babina, 16 Akıl Hastalığını Açıklamak İçin Kullandığı Mimari Yöntem

Federico Babina, 16 Akıl Hastalığını Açıklamak İçin Kullandığı Mimari Yöntem

Continue reading

Nis 19 2017

Türkiye’yi Bekliyorlar

Türkiye’yi Bekliyorlarturkiyeyibekliyorlar001
Osmanlı coğrafyası bizi bekliyor. Ecdadımızın değişik sebeplerle varamadığı kızıl elmalar bizi bekliyor. Viyana, Berlin, Roma, Paris, Londra bizi bekliyor. Endülüs bizi bekliyor. 17 milyon kilometrekarelik Rusya bizi bekliyor. Vaktiyle ehl-i sünnetin merkezi olan İran bizi bekliyor. Serhend şehrinin bulunduğu Hindistan bizi bekliyor. Timur han’a nasip olmayan Çin bizi bekliyor. Başta Kanada olmak üzere yeni dünyanın birçok bölgesi bizi bekliyor. Bomboş Avustralya bizi bekliyor. Hâsılı yeryüzü hâdimü’l haremeyni’ş-şerîfeyn Yavuz Sultan Selim Han’ın çocuklarını bekliyor!

Yâ Rabbi. Tez Zamanda Kavuştur.
Amin.

Kazım Kürşat Yücel

Nis 18 2017

Tıbbın Öncüleri


Tıbbın Öncüleri
Müslüman Şark dünyası, modern tıbbın öncülerini de yetiştirmiştir. Avrupa’da Razes diye bilinen Müslüman Tabip Ebu Bekr er-Râzî (864-925), bugün Tahran yakınlarındaki Rey şehrinde doğdu. Bağdat’da tıp tahsil etti. İlaçlar ve kimya üzerine çalıştı. Tıp ilminde yüze yakın eseri vardır. Göz ameliyatlarında mütehassıs idi. Hazret-i Peygamber’in kız torunu Sükeyne’ye katarakt ameliyatı yapmıştır.

Aynalarda ışıkların yansıması kanunlarını bulan ve Avrupalıların Alhazem dediği İbn Heysem (965-1039), Basra’da doğmuş, Mısır’da vefat etmiştir. Matematik, fizik ve tıp ilminde yüze yakın kitabı vardır. Bunların çoğu Avrupa dillerine tercüme edilmiştir.

Batı’da Avecenna diye tanınan İbn Sina’nın (980-1037), el-Kanun adlı eseri asırlarca tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. 1066’da ölen Müslüman cerrah Amr bin Abdurrahman el-Kirmânî, Endülüs hastanelerinde ameliyat yapardı.

Türkistanlı din alimi İbnü’n-Nefs (1210-1288), aynı zamanda doktor idi. Tıp ilmindeki buluşlarını bildiren kitapları, bu ilimde kıymetli birer kaynaktır. Akciğerlerdeki kan dolaşımının şemasını ilk çizen budur. Orta çağda, büyük tıp alimleri, yalnız Müslümanlardı. Avrupalılar Endülüs’e tıp tahsiline gelirlerdi. İspanya Kralı VI. Alfonso’nun Toledo’da kurduğu tercüme mektebi, Arap alimlerin tıbba dair nice kitabının Latince ve Avrupa lisanlarına tercümesini temin etti. Müslüman tıbbı, bu sayede Avrupa’ya yayıldı.

Osmanlı alimleri de bu vadide çok çalışmışlardır. Herkesin tasavvufi hikmetleriyle tanıdığı Akşemseddin, tabip idi. Çiçek aşısını bulanlar, Türklerdir.

Jenner, bunu Türklerden öğrenerek 1796’da Avrupa’da tatbik etti ve haksız olarak “Çiçek aşısını bulan kimse.” unvanını aldı. Halbuki o zamanlar Avrupa’da insanlar çiçek hastalığından kırılıyordu. Fransa kralı XV. Louis 1774’de çiçekten ölmüştü.

Napoléon, 1798’de Filistin’deki Akkâ’yı muhasara ettiği zaman, ordusunda veba zuhur etti. Çaresiz kalınca, düşmanı olan Osmanlılardan yardım istedi. Türk tabipler hastaları tedavi ettiler.

Nis 17 2017

Gözleri Büyütülmüş 17 Hayvan

Gözleri Büyütülmüş 17 Hayvan

Continue reading

Nis 14 2017

Beyefendi Kediler

Beyefendi Kediler

Continue reading

Nis 14 2017

Yeryüzündeki Medeniyetler


Yeryüzündeki Medeniyetler
Yeryüzü dört önemli medeniyet görmüştür:
1 – Hint Medeniyeti (Temelinde din vardır.)
2 – Girit-Yunan Medeniyeti (Temelinde estetik vardır.)
3 – Batı Medeniyet (Temelinde teknik bulunur.)
4 – Osmanlı-Türk İmparatorluğu.

Osmanlı-Türk İmparatorluğu, ilk üç temelden de yararlanan dördüncü medeniyettir. Estetik hayatın tâ içindeydi. Kasırlar, çeşmeler, mezar taşları, camiler, giyim kuşam, mutfak zevki.

Tekniğe hakimdi. Sadece bir tersanede, Bilecik’te yılda 300 gemi yapabiliyordu. Savaş aletleri mükemmeldi. Sanat ve zanaatte hassastı. İleri derecede kurtlara kuşlara, yük taşıyan hayvanlara, kimsesiz ve çaresizlere karşı çok insanca yaklaşım içindeydi.

Fas’tan itibaren bütün Kuzey Afrika, Suriye, Irak, İran, Selçuklu ve Osmanlı dönemi coğrafyası bir çeşit at kültürünün yaşandığı bölgelerdir. İklim ve şartlar öyle istemiştir.

O sebeple, sayılan ülkelerde yollar, yüklü iki atın geçeceği genişlikte idi. Avrupa ise Roma İmparatorluğu’nun mirasını aksettiren bir araba kültüründen geliyor, yolları dörder tekerlekli iki arabanın geçebileceği ende, geniş tutuluyordu.

Batı, yolları ve meydanları, bizim de dahil bulunduğumuz Ortadoğu evleri seviyor, orada mutlu oluyordu.
Gürbüz Azak – Bütün Sırlarıyla Türkler – Babıali Kültür Yayıncılık

Nis 13 2017

Gıybet Etmek ve Gıybetin Zararları Nedir?


Gıybet Etmek ve Gıybetin Zararları Nedir?
Gıybet, din kardeşinin işitince üzüleceği bir kusurunu arkasından söylemektir. Yani, belli bir müminin ayıbını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur.
Mesela, bedeninde, nesebin de, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde bulunan bir kusur arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de hep söylemek gibi gıybettir. Bir Müslümanın günahı ve kusuru söylendikçe, “Elhamdülillah biz böyle değiliz.” demeleri, gıybetin en kötüsü olur.
Birisinden bahsedilirken, “Elhamdülillah, Allah bizi hayasız yapmadı.” gibi onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. “Falanca kimse çok iyidir, ibadette şu kusuru olmasa daha iyi olurdu.” demek gıybet olur.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
-Kim olursa olsun gıybetini yapmayın. Evinizde de gıybet yapan olmasın. Gıybet; içki içmekten, kumardan daha büyük günahtır. Gıybet kanser gibidir, girdiği yer iflah olmaz. Gıybet edene sus diyene 100 şehit sevabı verilecek. Gıybet edenleri susturun.
-Gıybet aileyi parçalar, toplumu çökertir, cemiyeti felakete götürür. Zinadan daha büyük günah olduğu halde, çok kolay işlenen bir günahtır.

Bir gıybet edeni, Allahu Teâlâ 10 şeyle cezalandırır:
1 – Rahmetinden uzak eder.
2 – Meleklerden uzak eder.
3 – Tâtini, iyiliklerini yok eder.
4 – Resullah’ın ruhunu ondan çevirir.
5 – Allahu Teâlâ ona gadap eder.
6 – Ruhunu teslim ederken onu baş aşağı eder.
7 – Kabir azabını şiddetli eder.
8 – Ölüm zamanında amellerini sevapsız bırakır.
9 – Cehenneme yakın eder.
10 – Cennetten uzak eder.

Allahu Teâlâ, Musa  (As)’a vahy eyledi ki, “Gıybet edip tövbe eden kimse, Cennete en son gidecektir. Gıybet edip tövbe etmeyen kimse, Cehenneme en önce girecektir.”

İbni Sirin hazretleri: “Seni gıybet ettim, hakkını helal et.” diyen birisine şöyle cevap verdi. “Allahu Teâlâ’nın haram ettiğini ben nasıl helal ederim.” Bu sözle, -önce Allahu Teâlâ’ya tövbe et ki, benim helal etmemin bir faydası olsun- demek istedi.

İbrahim Edhem hazretleri, bir yemeğe davet edilmişti. Sofrada, çağrılanlardan birinin bulunmadığı söylenince, “O, ağır bir kimsedir.” denildi. İbrahim bin Edhem, “Gıybet edildi.” buyurdu ve çıkıp gitti.

Hasanı Basri hazretlerine, birisinin kendisini gıybet ettiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, “Sevaplarını bana hediye ettiğini işittim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum.” dedi. İmamı azam Ebu Hanife hazretlerine de birisinin kendisini gıybet ettiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip, “Bize verdiği sevapları arttırırsa, biz de karşılığını arttırırız.” dedi.

İnsanı gıybet etmeye sürükleyen sebepler çoktur. Bazıları şunlardır:
-Ona karşı düşmanlık,
-Yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi,
-Sevilmeyen bir kimseyi kötülemek,
-Kendisinin o günahta bulunmadığını bildirmek,
-Kendisinin üstün olduğunu bildirmek,
-Haset etmek,
-Yanında bulunanları güldürmek, şakalaşmak, onunla alay etmek,
-Ummadığı kimsenin haram işlemesine hayretini bildirmek ve buna üzüldüğünü, ona acıdığını bildirmek, haram işlediği için onu sevmediğini bildirmek.

Gıybet etmenin kefareti üzülmek, tövbe etmek ve onunla helalleşmektir. Affetmezse onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır. Helal etmezse, hak yine onundur. Pişman olmadan helalleşmek, riya olur, ayrı bir günah olur. Ölüyü ve zimmi olan kafiri gıybet de haramdır.

Nis 12 2017

Tiryaki Hasan Paşa ve Kanije Müdafaası

Tiryaki Hasan Paşa ve Kanije Müdafaasıtiryakihasanpasavekanijem001
Osmanlılarda Padişah duası almak pek mühimdi; çünkü bu duaya erişenin dünya ve ahirette sonsuz saadete kavuşacağına inanılırdı. 70’lik Gazi Tiryaki Hasan Paşa, işte bu sebeple ağlıyordu; çünkü Müslümanların 78. Halifesi ve Cihan Padişahı 3. Mehmed, kendisine dua ediyordu.

Kanije kalesinin cesur kumandan ve askerlerine yolladığı Hatt-ı Hümayun’da şunlar yazılıydı:
-Yerin ve göğün sahibi olan Allahü Teâlâ’ya hamdolsun ki, Osmanlı devletine senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasip eyledi. Sevgili Peygamberimize Salât ve Selam olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda Cihad eylerken görürüz. Şanlı Kanije serencamınızı bertafsil öğrendim. Continue reading

Nis 10 2017

Film Oyuncularının Canlandırdıkları Gerçek Karakterler – 2

ilm Oyuncularının Canlandırdıkları Gerçek Karakterler – 2 Continue reading

Nis 09 2017

Filistin’e Osmanlı Kalkanı

Filistin’e Osmanlı Kalkanıfilistineosmanlikalkani001
Filistin-İsrail meselesine ışık tutacak katalog, farklı dillere çevrilecek. Filistin halkının elini güçlendirecek olan katalog, haklarını adil bir şekilde savunmalarını sağlayacak.

Türkiye, Filistin’in haklarını koruma konusunda uluslar arası alanda bayraktarlık yapmıştı. İsrail’in insanlık dışı saldırılarına karşı yürütülen girişimlerin yanı sıra, varılan mutabakat sonrası yardım gemileri birbiri ardına Gazze ve Filistin’e yardım götürmüştü.

Geçen yıl, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ilk defa Filistin bayrağının göndere çekilmesinde başrol oynayan ülkelerden biri olan Türkiye, şimdi de tarihi bir çalışma yürütüyor. Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’e bağlı çalışmalar yapan Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı koordinesinde Osmanlı arşivlerindeki belgeler mercek altına alındı.

Yarım asırdır devam eden Filistin-İsrail meselesine ışık tutacak hazırlık kapsamında, üç yıl boyunca uzman akademisyenlerce Osmanlı belgeleri incelenerek tarihi yorumu yapılacak. Ardından, bunlar katalog haline getirilerek uluslararası kamuoyuna sunulacak.

Türkçenin yanı sıra Arapça ve İngilizceye de çevrilmesi planlanan belgelerle, Filistin halkının hukuki dayanağı olan, kalıcı ve sürdürülebilir savunma zemininin elde edilmesi sağlanacak.

Özellikle uluslararası arenada, Filistin’in haklarının savunulabilmesi, İsrail’le yaşanan problemlerin adilane bir şekilde çözülmesi için çalışmanın büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.
Oğuzhan Şahin – Ankara

Nis 07 2017

Osmanlı’da Popüler Meslek

Osmanlı’da Popüler Meslekosmanlidapopulermeslek001
Anadolu’da Selçuklular devrinden beri ciddî tıp müesseseleri vardı. Kayseri, Edirne, Amasya ve İstanbul gibi büyük şehirlerdeki hastaneler, aynı zamanda mühim birer tıp fakültesi idi.

Medresede belli bir dereceye kadar okuyan talebe, eğer tıp tahsili görmek isterse bir hastaneye intisap eder, burada bir tabibin yanında, usta-çırak münasebeti çerçevesinde tabip, cerrah ve kehhal (göz hekimi) olarak yetişirdi.

Bunların kaleme aldığı nice kıymetli eserler kütüphaneleri süslemektedir. Ortaçağ ve Yeniçağ’da dünyanın her yanında tabiblik mesleği, bu şekilde ve hastanelerde öğrenilmektedir.

Gustave le Bon “Arap hastaneleri, bugünki hastanelerden daha ileri sıhhi şartlara sahipti. Su ve hava, her yana kolaylıkla dağıtılıyordu.” der ve Salerno Hastanesini örnek gösterir.

Tedavi edilen hastanın sonra geçireceği nekahat devresi de çok mühimdir. Bu devrede hasta hem istirahat etmeli, hem tıbbî müşahade altında tutulmalı, hem de kuvvetli ve perhize uygun yemekler yemelidir. Bunu da her hastanın yerine getiremeyeceği tabiidir.

Bu sebeple Osmanlı ülkesindeki her hastanede, hastaların nekahat devresini geçirdiği tâbhaneler bulunurdu. Hastaneler, zengin Müslümanlar tarafından yaptırılır, her çeşit masrafları da zengin vakıflar tarafından karşılanırdı. Burada halka bedava bakılır, fakirlerin ilaçları da bedava verilirdi.
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Nis 05 2017

Peygamber Efendimizin 38 Sünneti

Peygamber Efendimizin 38 Sünneti Continue reading

Load more