Kasım 2017 archive

Kas 26 2017

Hayatı Anlamaya Çalışmak

Hayatı Anlamaya Çalışmak
Bildiklerimizin dışında çoğunlukla bilinmezlikler içindeyiz. Hayat çok kısa. Anlamlar, güzellikler yüklemeye çalıştıkça karşımıza engeller ve engelleyenler, başkalarının hayatlarına karışanlar, her dediklerinin doğruymuş algısı oluşturanlar çıkıyor. Kendi hayatımızı, kendi düşünceleriyle şekillendirmeye çalışıyorlar. Ne desek, ne yapsak, neye karar versek yanlışmış düşüncesi dayatılıyor. Kendi sözcüklerimiz ile düğümleniyor, kendi hayatımız içinde hapsoluyor, belli bir aşamadan sonra psikolojik sıkıntılar çekiyoruz. Bize bunları yaşatanlardan uzak, onları görmeyi geç, seslerini dahi duyamayacağımız bir yerde yaşamak istiyoruz; çünkü tahammülümüz kalmadı ve nasıl davranılmak istedilerse, öyle davrandılar.

Yaşamak ve yaşatmak arasında kalıp, her neye karar vereceğimizi bile düşünemez duruma geliyoruz. Continue reading

Kas 26 2017

Benim Köyüm – İbrahim Sevindik

Benim Köyüm – İbrahim Sevindik
Baharda şenlenir bağı, bahçesi
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama gamı, kederi
Havası başkadır benim köyümün

Akşam olur herkes döner evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Gülabi’nin torunları derler bizlere
Özü başkadır benim köyümün Continue reading

Kas 26 2017

Aziz’im – İbrahim Sevindik

Aziz’im – İbrahim Sevindik
Yıkandın, dinlendin, içtin suyunu
Terk eyle vadiyi kaç Aziz’im
Bak güneş batıyor topla yükünü
Karanlıkta kaçmak güç Aziz’im

Maya mı katılır eldeki göle
Arada husumet var ise hele
Namusu kurtardın töreye göre
Yasalara göre suç Aziz’im Continue reading

Kas 25 2017

Hasan-ı Basri ve Basra Güzeli

Hasan-ı Basri ve Basra Güzeli
Yakışıklı bir yiğit olan Hasan-ı Basri, bir gün sokakta giderken çok güzel bir kadına rastlar. Onu rahatsız edecek şekilde bakınca kadın şöyle der:
-Utanmaz mısın ey delikanlı?
—Kimden utanayım?
-Şol Zât-ı Celle Âlâ’dan ki, gözlerin habasetini ve sadırda olan ahvali bilicidir.
Kadını takip eder. Bunu duyunca Hasan-ı Basri’nin kalbine bir miktar korku ve pişmanlık gelerek durur ise de, yine de gayri ihtiyari kadını takip eder ve:
-Ey Basra’nın en güzel kadını. Senin o ahu gözlerin benim kalbimi yağmalayıp aşk deryasına gark etti. Eğer bana vaslın şifası ile derman eylemezsen, helakim yakındır.
-Ey yiğit, öyle ise biraz sabret. Senin nefsinin nevasına şifa olacak bir ilaç yapayım, diyerek evine girer; fakat kadın da Hasan-ı Basri’ye sevdalanmıştır. Bir müddet sonra kapı açılır ve bir cariye elinde, üzeri örtülü bir tabak getirip Hasan-i Basri’ye verir. Continue reading

Kas 25 2017

O, Beni Hiç Unutmadı

O, Beni Hiç Unutmadı
Bir delikanlı varmış. Bir köye gidecekmiş; fakat gideceği köydeki köprü ha düştü ha düşecek. Köprünün başına gelmiş, hiç endişe etmeden neşeli bir şekilde öbür tarafa geçmiş. Bir mübarek zât da bu taraftan seyrediyormuş. Aynı anda bir mübarek zât gelmiş, okumuş, Cenab-ı Hakka yalvarmış. Tam köprünün üzerine gelmiş, pat diye nehre düşüp, ölmüş. O mübarek zât elini açmış. “Ya Rabbi. Öteki delikanlı köprüye bakmadı bile. Neşeli bir şekilde karşıya geçti. Bu zavallı çok yalvardı, yakardı; ama nehre gitti. Ya Rabbi, nedir bunun hikmeti?” demiş. Allahu Teâlâ buyurmuş ki; O genç her zaman, gece gündüz hep beni andı. Köprünün başına gelinceye kadar beni andı. O köprüye gelince, ben de onu andım. O beni hiç unutmadı, ben de onu köprüde unutmadım. Karşıya onun için rahat geçti. Öteki, ölümü görünce zikir etmeye, dua etmeye başladı. Halbuki ölümü, köprüyü görünce değil, çok eskiden beri hatırlayıp benimle beraber olsaydı, ben de köprüde beraber olurdum.