Kategori: İslamiyet

Nis 13 2017

Gıybet Etmek ve Gıybetin Zararları Nedir?


Gıybet Etmek ve Gıybetin Zararları Nedir?
Gıybet, din kardeşinin işitince üzüleceği bir kusurunu arkasından söylemektir. Yani, belli bir müminin ayıbını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur.
Mesela, bedeninde, nesebin de, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde bulunan bir kusur arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de hep söylemek gibi gıybettir. Bir Müslümanın günahı ve kusuru söylendikçe, “Elhamdülillah biz böyle değiliz.” demeleri, gıybetin en kötüsü olur.
Birisinden bahsedilirken, “Elhamdülillah, Allah bizi hayasız yapmadı.” gibi onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. “Falanca kimse çok iyidir, ibadette şu kusuru olmasa daha iyi olurdu.” demek gıybet olur.

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
-Kim olursa olsun gıybetini yapmayın. Evinizde de gıybet yapan olmasın. Gıybet; içki içmekten, kumardan daha büyük günahtır. Gıybet kanser gibidir, girdiği yer iflah olmaz. Gıybet edene sus diyene 100 şehit sevabı verilecek. Gıybet edenleri susturun.
-Gıybet aileyi parçalar, toplumu çökertir, cemiyeti felakete götürür. Zinadan daha büyük günah olduğu halde, çok kolay işlenen bir günahtır.

Bir gıybet edeni, Allahu Teâlâ 10 şeyle cezalandırır:
1 – Rahmetinden uzak eder.
2 – Meleklerden uzak eder.
3 – Tâtini, iyiliklerini yok eder.
4 – Resullah’ın ruhunu ondan çevirir.
5 – Allahu Teâlâ ona gadap eder.
6 – Ruhunu teslim ederken onu baş aşağı eder.
7 – Kabir azabını şiddetli eder.
8 – Ölüm zamanında amellerini sevapsız bırakır.
9 – Cehenneme yakın eder.
10 – Cennetten uzak eder.

Allahu Teâlâ, Musa  (As)’a vahy eyledi ki, “Gıybet edip tövbe eden kimse, Cennete en son gidecektir. Gıybet edip tövbe etmeyen kimse, Cehenneme en önce girecektir.”

İbni Sirin hazretleri: “Seni gıybet ettim, hakkını helal et.” diyen birisine şöyle cevap verdi. “Allahu Teâlâ’nın haram ettiğini ben nasıl helal ederim.” Bu sözle, -önce Allahu Teâlâ’ya tövbe et ki, benim helal etmemin bir faydası olsun- demek istedi.

İbrahim Edhem hazretleri, bir yemeğe davet edilmişti. Sofrada, çağrılanlardan birinin bulunmadığı söylenince, “O, ağır bir kimsedir.” denildi. İbrahim bin Edhem, “Gıybet edildi.” buyurdu ve çıkıp gitti.

Hasanı Basri hazretlerine, birisinin kendisini gıybet ettiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, “Sevaplarını bana hediye ettiğini işittim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyorum.” dedi. İmamı azam Ebu Hanife hazretlerine de birisinin kendisini gıybet ettiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip, “Bize verdiği sevapları arttırırsa, biz de karşılığını arttırırız.” dedi.

İnsanı gıybet etmeye sürükleyen sebepler çoktur. Bazıları şunlardır:
-Ona karşı düşmanlık,
-Yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi,
-Sevilmeyen bir kimseyi kötülemek,
-Kendisinin o günahta bulunmadığını bildirmek,
-Kendisinin üstün olduğunu bildirmek,
-Haset etmek,
-Yanında bulunanları güldürmek, şakalaşmak, onunla alay etmek,
-Ummadığı kimsenin haram işlemesine hayretini bildirmek ve buna üzüldüğünü, ona acıdığını bildirmek, haram işlediği için onu sevmediğini bildirmek.

Gıybet etmenin kefareti üzülmek, tövbe etmek ve onunla helalleşmektir. Affetmezse onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır. Helal etmezse, hak yine onundur. Pişman olmadan helalleşmek, riya olur, ayrı bir günah olur. Ölüyü ve zimmi olan kafiri gıybet de haramdır.

Şub 27 2017

Faziletin Başı Utanma Duygusudur

Faziletin Başı Utanma Duygusudurfaziletinbasiutanmaduygusudur001
De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşmanızı, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (7 Araf, 33)

“Hayanın hepsi hayırdır.” (Keş’ul Hafa, 1/369)

Dünya ve ahiret saadetine kavuşmak isteyen kişi, edep ve haya sahibi olmalıdır. Edep ve hayası olmayan bir kimseden hayır beklemek mümkün değildir. “Haya ile iman birbirini tamamlar, biri gidince diğeri de gider.” (Hakim)

Çirkin ve ahlaksız bir manzara ile karşılaştığında utanan, başını öne eğen ve yüzü kızaran bir insan utanma duygusu taşıyan “haya sahibi” kimsedir; çünkü insanlık şerefiyle bağdaşmayan bu manzaradan kalbi sıkıntı duymuş, duyguları incinmiş, vicdanı rahatsız olmuştur. Continue reading

Şub 24 2017

İslam’da İlkler

İslam’da İlklerislamdailkler001
Ay yılı esaslı tek takvim Hicri Takvimdir.
Hristiyanlığı kabul eden ilk kafkas kavmi Gürcüler’dir.
Yeryüzünde yapılan ilk mabet bina Kabe’dir.
İlk Osmanlı kadısı Karamanlı Mustafa Fakih’dir.
Türkiye’nin ilk diyanet işleri başkanı Rıfat Börekçi’dir.
Müslümanların, Müslüman olmayanlarla yaptığı ilk savaş, Bedir Savaşı’dır.
Türkler’in en eski dini Totemcilik’tir.
İslam tarihinde ayrılığın başladığı ilk savaş Sıffin Savaşı’dır.
İlk kalemi yapan peygamber Hz. İdris’idr.
İlk saati yapan peygamber ise Hz. Yusuf’tur.
İlk cuma namazı Ranuna Vadisi’nde kılınmıştır. Continue reading

Şub 09 2017

Müslümanlıkta İbadetler ve Taharetler


Müslümanlıkta İbadetler ve Taharetler
İslam dini, Yüce Allah’a ibadetten, itaat ve teslimiyetten ibaret en kutsal bir dindir. Bu kutsal din, Yüce Allah’ı bilmek, ona ibadet ve itaatte bulunmak için insanların yaratılmış olduklarını bildirmektedir.
Büyük İslam dini, insanları yükseltir, insanları melekler gibi temiz bir hayata kavuşturur, insanların ruhlarını manevi duygularla aydınlatır. Bütün kainatın yüce yaratıcısına kulluk ve ibadet görevinde bulunmalarını emreder.
İkramı bol olan ezelî yaratıcımızın manevî huzurunda kabul edilmek, insan için ne büyük bir nimet, ne büyük bir şereftir. İşte ibadet ve itaat, insana bu nimet ve şerefi kazandırır.
Uyanık bir ruhun ferahlığı, sağlam düşünceli bir insanın kalben huzuru, gerçek bir neş’eye ve bir mutluluğa kavuşması, ancak Yüce Allah’a ibadet sayesinde elde edilir. Continue reading

Oca 23 2017

Evlilikte Ölçüler

Evlilikte Ölçülerevlilikteolculer001
Nikah hakkındaki ahkam-ı ilahiyyeyi beyan eden Ayetlerde küffar ile yuva kurmak ve günlük hayatta onlarla yakın yaşamak nehyolunmuşdur.

Mü’minler, mü’minlerle evlenirler. Ahlaksız kimseler, ahlaksız kimselerle; yahut müşriklerle evlenirler. “Habis kadınlar habis erkekler içindir, temiz kadınlar temiz erkekler içindir.”

Allah Teâlâ Buyuruyor: “Ey mü’minler. Müşrik kadınlarla, onlar Allah’a iman edinceye kadar evlenmeyin. Mü’mine bir cariye, müşrike bir kadından o müşrike hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır. Müşrik erkeklere de onlar iman edinceye kadar mü’min kadınları nikahlamayın. Mü’min bir köle, bir müşrikden o müşrik sizin hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise yaptığı beyanatıyle cennete ve mağfirete çağırır. 0, insanlara Ayetlerini çok güzel açıklar. Umulur ki onlar bu Ayetleri iyice düşünüp öğüt alsınlar.” (Bakara; 221) Continue reading

Oca 20 2017

Evlenecek Müslüman Genç Kızın Şartları

Evlenecek Müslüman Genç Kızın Şartlarıevenecekmuslumangencks001
Eş seçimi, hayatımızın en önemli kararlarındandır. Gerek genç kızlar gerekse genç erkekler için durum aynıdır. Her iki taraf için önemli kıstas ise “dindarlık” olmalıdır; çünkü evlilik ebedi hayat arkadaşlığıdır, sadece bu kısacık dünya hayatıyla sınırlı bir beraberlik değildir. Evliliğe bu sonsuzluk manasını kazandıran sır ise, imandır.

İşte bu sırrı kavrayan bir genç kız, evleneceği zaman eşinden neler istemekte? Her şeyden önce şunu söyleyeyim. Benim sadece karnımı doyuran bir eş değil, devamlı bana destek olacak dava akadaşı, din sorumluluğunu bilen Müslüman bir eş istiyorum. Ben de koltuk ve avizelerin tozunu almakla ömür geçirecek süs gelini değil, davamın gelini olmak istiyorum.

Toplumumuzda boşanmalar yüzünden ne kadar mutsuz kadınlar olduğuna şahidim. Siz de vijdanlı bir Müslüman iseniz, şartlarımda en ufak bir tereddütünüz varsa, bu işe “hayır” cevabını verin; çünkü, şimdi ufak bir tereddüt büyür. Continue reading

Eki 18 2016

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 5

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 5resulullahinguzelahlakvea51
40 – Resûlullah (s.a.v.), sakalını bir tutamdan fazla uzatmazdı. Fazlasını makasla kısaltırdı. Bir tutam sakal uzatmak sünnettir. Sakal bırakması adet olan yerde bulunanın bırakması vacip olur. Bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir. Bir tutamdan kısa yapmak bid’attir. Böyle kısa sakalı bir tutam uzatmak vaciptir. Sakalı kazımak mekruhtur. Özürle kazımak caiz olur.
41 – Her gece mübarek gözlerine üç kere sürme çekerdi.
42 – Evinde ayna, tarak, sürme kabı, misvak, makas, iğne, iplik eksik olmazdı. Yolculukta bunları beraber götürürdü.
43 – Her işinde sağdan başlamayı, sağ eliyle yapmayı severdi. Yalnız sol eliyle taharetlenirdi.
44 – Mümkün olduğu kadar her işini tek sayıda yapardı. Continue reading

Eki 18 2016

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 4

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 4resulullahinguzelahlakvea41
33-Suyu yavaş yavaş, besmele ile başlayıp üç yudumda içer, sonunda “Elhamdülillah” der ve dua ederdi.
34-Diğer Peygamberler gibi, zekat malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabul ederdi. Ekseriya karşılığını ziyadesi ile verirdi.
35-Giymesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi. Kalın kumaştan ihram şeklinde dikilmemiş şeylerle örtünür, peştemal sarınır, gömlek ve cübbe de giyerdi. Bunlar pamuktan, yünden veya kıldan dokunmuştu. Ekseriya beyaz, bazen yeşil giyerdi. Dikilmiş elbise giydiği de olurdu. Cuma ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikte ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler, cübbeler giyerdi. Elbiselerinin renkleri ekseriya beyaz olurdu. Yeşil, kırmızı ve siyah olduğu da olurdu. Kollarını bileklerine kadar, mübarek ayaklarını baldırın yarısına kadar örterdi. Continue reading

Eki 18 2016

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 3

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 3resulullahinguzelahlakvea31
25 – Mevâhib-i ledünniyye’de, üçüncü maksadın ikinci faslı sonunda diyor ki: Abdullah İbn-i Ömer, “Fahr-i kainattan daha kuvvetli bir pehlivan görmedim” dedi. İbn-i İshak diyor ki, “Mekke’de Rügâne isminde meşhur bir pehlivan vardı. Resûlullah ile şehir haricinde karşılaştı.
-Yâ Rügâne. Niçin Müslüman olmuyorsun? buyurdu.
—Peygamber olduğuna bir şahidin var mı, dedi.
-Seninle güreş edelim. Sırtın yere gelirse, İman eder misin?
—Evet, İman ederim, dedi. Daha başlangıçta, Rügânenin sırtı yere gelince, şaşkına döndü. Bir yanlışlık oldu. “Tekrar edelim” dedi. Böylece, üç kere sırt üstü yıkıldı. Continue reading

Eki 18 2016

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 2

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 2resulullahinguzelahlakvea21
11 – Ashabından birini üç gün görmese, onu sorardı. Yolculuğa gitmiş ise hayır dua eder, şehirde ise ziyaretine giderdi.
12 – Yolda karşılaştığı Müslümana önce kendi selam verirdi.
13 – Deveye, ata, katıra ve eşeğe biner, bazen başkasını da arkasına oturturdu.
14 – Misafirlerine, Ashabına hizmet eder, (Bir kavmin efendisi, en üstünü, onlara hizmet edendir.) buyururdu.
15 – Kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bazen gülerken mübarek ön dişleri görünürdü.
16 – Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlardı.
17 – Lüzumsuz ve faydasız bir şey söylemezdi. Lazım olunca kısa, faydalı ve manası açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazen üç kere tekrar ederdi. Continue reading

Eki 18 2016

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 1

Resulullah’ın Güzel Ahlak ve Adetleri – 1resulullahinguzelahlakvea11
Resulullah’ın (s.a.v.) ahlakından ve adetlerinden elli adedi aşağıda bildirilmiştir:
1 – Resûlullah’ın (s.a.v.) ilmi, irfânı, fehmi, yakîni, aklı, zekâsı, cömertliği, tevâzuu, hilmi, şefkati, sabrı, gayreti, hamiyyeti, sadâkatı, emâneti, şecâ’ati, heybeti, yiğitliği, belâgati, fesâhati, fetâneti, melâheti (güzelliği), verâ’ı, iffeti, keremi, insâfı, hayâsı, zühdü, takvâsı bütün Peygamberlerden daha çoktu. Dostundan ve düşmanından gördüğü zararları, eziyetleri affederdi. Hiçbirine karşılık vermezdi. Uhud gazasında kafirler mübarek yanağını kanatıp dişlerini kırdıkları zaman, bunu yapanlar için, “Yâ Rabbi, Bunları affet. Cahilliklerine bağışla.” diye dua buyurmuştu.
2 – Şefkati çoktu. Hayvanlara su verir, su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. Bindiği atın yüzünü ve gözünü silerdi.
3 -Her çağırana, lebbeyk (efendim) diyerek cevap verirdi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu. Hayvan üzerinde giderken bir yaya görünce, arkasına bindirirdi. Continue reading

Eki 07 2016

Dini Kelimeleri Bozup Yanlış Kullanmak

Dini Kelimeleri Bozup Yanlış Kullanmakdinikelimeleribozupyk01
Ahlakımızı bozmak için dinimizce güzel olan şeyleri çirkin, çirkin olan şeyleri de hoş gösterme gayretlerinin yanı sıra, bazı kelimeleri de, kimi bilerek kasten, kimi de bilmeden yanlış kullanıyorlar. Mesela, Mucize, yaratmak, kader, şehit, oruç gibi kelimeler, dinimizin bildirdiği manadan da başka türlü kullanılıyor. Allahü Teâlâ’nın yarattığı işlere, mesela gözün, kulağın yapısına mucize diyorlar. “Allah’ın kudreti.” denir. Başka türlü söylemek mucizenin manasını bozmak olur.

Peygamberlerden ilahi adet dışında ve ilahi kudret içinde meydana gelen olaylara Mucize denir. Mucize, bir peygamber tarafından, tabiat kanunlarına, adeta muhalif olarak yapılan harika bir iştir. Kendisinde harika bir şey zuhur eden, mesela denizde suyun üzerinde yürüyen zat peygamberse, bu işe mucize denir. Evliya ise keramet, Salih ise firaset, Fâsık ise istidrac, Kafir ise sihir denir. Sihir, cisimlerin fizik özelliklerini, şekillerini değiştirir. Maddenin yapısını değiştiremez. Mucize ve keramet, ikisini de değiştirebilir. Mucizeyi yapan yalnız Allahtır. Peygamberlerine verdiği mucizeleri için “Bunları yapan biziz.” buyuruyor. (Enbiya 79) Continue reading

Haz 06 2016

Berat Kandilinde Neler Yapılmalı?

Berat Kandilinde Neler Yapılmalı?beratkandilindenelery1
Berat Gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı Kerim’in, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Ayet-i kerimede mealen buyruluyor ki: “Apaçık olan Kitaba and olsun ki, biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız. -Duhan 2,3-“

Her sene Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece çok ibadet, çok dua ederdi.

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
-Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildir. Bu ayda ameller, alemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim. (Nesaî) Continue reading

Haz 06 2016

Minareden Okunan Şiir

Minareden Okunan Şiirminaredenokunansiir1
Nabi’nin nağmeleri Peygamberimizin emriyle, Medine semalarında yankılandı.

Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbub-ı Hüdâdır bu,
Nazargâh-ı ilâhidir Makâm-ı Mustafâdır bu,
Murâat-ı edeb şartıyla gir Nabi bu dergâha,
Metâf-ı kudsiyândır büsegâh-ı enbiyâdır bu.

Büyük çoğunluğu yüksek rütbeli Osmanlı devlet adamlarından meydana gelen Hac kafilesi alemlere rahmet olarak yaratılan, mutluluk rehberi Peygamber Efendimizi ziyaret yolunda. Çölde günlerdir süren yorucu yolculuk bitmek üzere. Medine’ye yaklaştıkları bir gecede son kez mola verdiler. Kafiledekiler kısa bir süre içinde yorgunluktan uykuya daldılar; ancak biri var ki, günlerdir uyku görmeyen nemli gözleri ile uzaklara dalmış, iki cihan güneşi Peygamber Efendimizin hasreti ile yanmış ve kavrulmuş. Yusuf Nabi bu. O gece de Resûlullah’a bu kadar yakın olmanın hazzı içerisinde yerinde duramayıp gezerken… Continue reading

May 25 2016

Adem Aleyhisselam’dan Beri Cami Mescid-i Aksa

Adem Aleyhisselam’dan Beri Cami Mescid-i Aksaademasbericamima1
Ebû Zerr el-Gifârî sorar:
—Ya Resulullah. Yeryüzünde ilk inşa edilen mescid hangisidir?
-Mescid-i Haram.
—Sonra hangisidir?
-Mescid-i Aksa.
—Aralarında ne kadar var?
-Kırk sene.

Hicri 14. Hazret-i Ömer devri.
İslam orduları Suriye, Irak, Filistin ve Mısır’da zaferden zafere koşmakta, nurlu Medine’ye her gün yeni bir fetih haberi ulaşmaktadır. Müslümanlar gittikleri yerlerde insanları hoş tutar. Canları, malları teminat altındadır. İsteyen camiye gelir, isteyen devam eder kendi inancına. Elini vicdanına koyanlar farkı fark eder ve aramıza katılırlar. Ahalinin fevç fevç İslam’a koştuğunu gören rahipler çaresizdir. “Müslümanların merhameti kılıçlarından da keskin.” demek zorunda kalırlar. Continue reading

May 19 2016

Sevih Secdesi ve Kılınış Şekli

Sevih Secdesi ve Kılınış Şekli (Yanılma Secdesi)sevihsecdesivksys1
Sehiv secdesi hangi hallerde ve ne zaman yapılır?
a –  Namazda farzlardan birinin, unutularak geciktirilmesi.
b – Vaciplerden birinin unutularak geciktirilmesi veya unutularak yapılmaması hallerinde. Misal olarak, vitir namazında kunut duası okunmadan rükû’ya gidilirse ve her namazda Fatiha veya namaz suresi okumadan rükû yapılırsa. Namazdaki bu eksikliği gidermek için namazın sonunda sehiv secdesi yapmak vaciptir.

Sehiv secdesi nasıl yapılır?
1 – Tek başına kılan için: Namazın son oturuşunda (kade-i ûlâ), Et-Tahiyyâtü duası okunur, sağa ve sola selam verilir. Yeniden iki defa secde yapılıp oturulur ve bu oturuşta Et-Tahiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ duaları okunarak selam verilir. Böylece sehiv secdesi yapılmış olur. Continue reading

May 19 2016

Tilavet Secdesi ve Kılınış Şekli

Tilavet Secdesi ve Kılınış Şeklitilavetsecdesivks1
Kur’an-ı Kerim okuyan veya dinleyen bir kimse, secde ayetlerinden birini okursa veya duyarsa, secde etmesi gereklidir. Hanefi mezhebine göre vaciptir.

“Ya Rabbi niyet ettim Senin rızan için tilavet secdesi yapmaya.” denir. Eller kaldırılmadan ve rükû yapılmadan Allâh-ü Ekber denilerek secdeye varılır. Üç defa “Sübhâne Rabb’iye´l-âlâ” denilir ve Allâh-ü Ekber tekbiri ile secdeden kalkılır. Secde bir defa yapılır. Secde bitince eller kaldırılır ve şu dua okunur: Rabbenâ inne nâ semî’nâ ve atağnâ ğufraneke Rabbenâ ve ileykel masîr.

Secde ayeti namazda okunursa, O secde ayeti okunduktan hemen sonra rükû’ya gidilirse, tekrar secde yapmaya gerek yoktur. Eğer secde ayeti okunduktan sonra devam ayetler okunursa, namaz bittikten sonra ayrıca “tilavet secdesi” yapılır. Continue reading

May 19 2016

Cemaat İle Namaz

Cemaat İle Namazcemaatilenamaz1
Cemaat ile namaz kılmanın, yalnız başına kılınan namazdan 27 kat faziletli olduğu Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadis-i şerifleriyle sabittir. İmam, namazın farz, vacip ve sünnetlerini en iyi bilen kişi olduğu için, ona uyan cemaat de, en iyi bilen kadar namazın sevabına ulaşacaktır.

Cemaatle kılınan namaz, Müslümanların birbirini tanımasını, toplumda huzur ve kardeşliğin oluşmasını sağlayacaktır.

İmamın vasıfları: En iyi bilen, en iyi okuyan, hali ehli sünnete en uygun olan ve en yaşlı olan kişi imam olmalıdır.
İmam olan kişi şöyle niyet eder: Niyet ettim Allah rızası için …… namazını kılmaya, ben imamım bana tabi olana (uyana)
İmama uyan cemaat şöyle niyet eder: Niyet ettim Allah rızası için …… namazını kılmaya uydum hazır olan imama. Continue reading

May 18 2016

Namazın Engeli Yok

Namazın Engeli Yoknamazinengeliyok1
Dinimiz hastalık ve yolculukta, namazın eda biçiminde kolaylığa izin veriyor. Gerekli bedeni hareketleri yapamayanlar, namazı ima ile kılabiliyor. Ancak güçsüzlük halinin olması ve namazın rükûlarının ifası için elden gelenin yapılması şartıyla. Yoksa namazı ayakta kılabilecekken, oturanın namazı geçersiz oluyor.
Zorunlu olmadıkça namazlar sandalyede değil, yere oturarak kılınmalı.
Diyanet İsleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, hasta ve engelli kimselerin zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmalarının daha uygun olduğunu belirtiyor. Ortopedi uzmanlarına göre de yere oturmak, sağlık acısından sandalyeden daha uygun.

Seyahat Esnasında Namazımı Nasıl Kılmalıyım?
Seyahat esnasında namaz için ilk alınabilecek tedbir, vasıtaya abdestli binmektir. Aracın, namaz vakti çıkmadan bir yerde mola verileceği biliniyorsa, molada namaz eda edilmeli. Eğer vasıta durmayacak ve sorumlular da namaz kılacak kadar bir yerde durmaya sıcak bakmamış ise, namazı kazaya bırakmaktansa vakit çıkmadan oturulan koltukta namaz kılınmalı. Continue reading

May 17 2016

Namazı Bozan Haller

Namazı Bozan Hallernamazibozanhaller1
1 – Namazda konuşmak (Namazda gerek bilerek, gerekse yanılarak veya yanlışlıkla konuşmak namazı bozar).
2 – Çok veya aşırı bir davranışta bulunmak (Amel-i kesîr). Dışarıdan gözlemleyen kişide, namazda olunmadığı izlenimi verecek davranışta bulunmak.
3 – Bedenin cephesini kıbleden başka bir yere çevirmek.
4 – Bir şey yeyip içmek. Namazda yenen şey namazı bozmakla birlikte, ağızda kalan küçük parçaları yutmak namazı bozmaz. (Yiyecek kalıntısı nohut miktarından küçükse namazı bozmaz, büyükse bozar.)
5 – Özürsüz olarak boğaz hırıldatmak (tenahnuh etmek), öksürmeye çalışmak; ancak herhangi bir zorlama olmaksızın doğal olarak öksürmek veya sesindeki hırıltıyı giderip sesi güzelleştirmek için, namazda olduğunu anlatmak ve yanlış okuyan imamı uyarmak için öksürmek namazı bozmaz.
6 – “Üf, tüh” diyerek bir şeyi üflemek veya bezginlik göstermek ve “uf, puf, ah, oh” gibi şeyler söylemek namazı bozar. Continue reading

Load more