Şub 23 2016

Zülkarneyn’in Seddi

zülkarneyninseddiZülkarneyn’in Seddi
Hazreti Zülkarneyn Allah Teâlâ’nın kendisine verdiği ilim ve hikmetle muhtelif kavimleri irşatla vazifelendirildi. Allah Teâlâ yeryüzünde kendisi için bir hayli kuvvet ve kudret tahsis etti. Ona her şeyden önce yüksek gayesine eriştirecek maddî ve manevî vasıtalar ihsan etti.
Hazreti Zülkarneyn, Allah Teâlâ’nın kendisine verdiği bu büyük vasıtalarla ilk önce garba doğru bir yol takip etti. Gün batısına, batının iskan olunan mıntıkasına vardı. Oraya vardığı zaman güneşi balçıklı bir su havzası içine batıyor gibi gördü. Orada bir kavim buldu. Hazreti Allah kendisine:
—Ey Zülkarneyn. Bu kavmin haline göre ya onları cezalandırırsın, yahut haklarında af ve ihsan ile güzel bir yol seçersin buyurdu. Hazreti Zülkarneyn de:
-Her kim zulümde bulunursa muhakkak onu cezalandırır, sonra o zalim, Rabbine iade olunur. Bir de Allah onu görülmedik, bilinmedik bir azap ile cezalandırır. Amma herhangi bir kişi de iman edip iyi iş işlerse, ona da en güzel mükafat vardır. Ona emirlerimizden en kolayını söyleriz dedi.
Hazreti Zülkarneyn Mağrib’de bu şekilde hükümran olduktan sonra kendisini Şarka ulaştıran bir yola düştü. Gün doğuya, doğunun meskun bulunan yerine kadar gitti. Oraya varınca o, güneşi bir kavim üzerine doğuyor buldu ki, Allah Teâlâ onlara güneşin karşısında onun tesirinden koruyacak elbise ve bina gibi bir siper ihsan etmemiş, bir çit yapmalarını bile müyesser kılmamıştı.

İşte Hazreti Zülkarneyn’in Şark’taki hükümranlık menkıbesi de Garb’teki gibidir. Onun yanında asker, harp aletleri ve saltanat gerekleri olarak daha neler vardı ki, onun tamamını Allah Teâlâ’nın ilmi kaplıyordu.

Sonra Hazreti Zülkarneyn Mağrib’le Meşrık arasında güneyden kuzeye doğru üçüncü bir yol takip etti. Nihayet Türk ilini şark tarafından sınırlayan iki dağ arasına vardı. Buraya vardığı zaman bu dağların birisinde Türk ırkından bir kavim buldu ki, onlar da kendi dillerinden başka söylenilen bir sözü zor anlıyorlardı. Bu kavim tercümanları vasıtasıyla:
——Ey Zülkarneyn. Ye’cüc ve Me’cüc denilen iki kavim diyarımızda hayvanlarımızı çalmak, mahsullerimizi tahrip etmek suretiyle fesatlık yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapmak üzere sana ücret versek olur mu? dediler. Hazreti Zülkarneyn:
-Rabbim beni sahip kıldığı mal ve iktidar çok hayırlıdır, ücrete ihtiyacım yoktur. Binaenaleyh siz bana icabetten kuvvetle yani inşa malzemeleriyle yardım ediniz! Ben de ey Türkler, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım. Haydi, bana büyük demir parçaları getiriniz! dedi.
Onlar da getirdiler ve yapı işi başladı. İki dağın iki tarafı birleşinceye kadar Hazreti Zülkarneyn demirleri kullanmış ve halka:
-Haydi körükleyin! diye kumanda etmiştir. Körüklenen şeyi ateş haline getirince:
-Bana erimiş bakır getiriniz de icap eden yerlerine dökeyim demiştir. Seddin inşası tamam olunca:
-Artık şimdi onu ne aşmaya muktedir olurlar, ne de delmeye güçleri yetişir diye teminat vermiştir. Hazreti Zülkarneyn sonra:
-İşte bu sağlam set Rabbim tarafından kullarına ihsan buyrulan bir rahmettir; fakat her zaman Rabbimin emri gelirse onu yerle yeksan eder. Rabbimin vaadi ise haktır demiştir.
Hazreti Zülkarneyn’i bazı tarihçi ve tefsirciler Yunanlı İskender ile karıştırma gibi bir yanlışın içine düşmüşlerdir. Kur’an-ı Kerim’in yukarıdan beri gördüğümüz tebligatına göre, bizim bahsimizin mevzusu olan Hazreti Zülkarneyn dünyanın hem garbına hem şarkına hükmeden Salih bir cihangirdir. Yunanlı İskender ile alâkası yoktur.

Dikkati çeken diğer bir husus da, Zülkarneyn’in inşa ettiği seddin hangi set olduğu hususuna dair muhtelif rivayetlerin bulunmasıdır. Bu set nerededir, bugün mevcut mudur? Tarihi setler müteaddit olduğu için Kur’an-ı Kerim’de adı geçen seddin bunlarla karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bunlardan en meşhurları Çin seddiyle Yemen’deki Me’rib Seddidir ki, hiç şüphesiz bunlar Zülkarneyn seddi değildir. Zira bunun Kur’an’ın haber verdiği müstesna inşa tarzıyla Çin seddinin mimari ve adı tarzı arasında büyük bir fark vardır. Çinliler tarafından yapılmıştır. Me’rib Şeddi de değildir. Onun inşa tarzı da tarihi haberlere ve incelenen baki eserlerine göre birbirinden farklıdır. Yine ayrıca Ermenistan ile Azerbaycan’ın iki dağı arasındaki Demir Kapı ve Buhara’nın ortasındaki Kokya Dağı bitişiğinde olduğu kaydedilen seddin de Zülkarneyn seddi ile alâkası yoktur.

Hülâsa olarak bu set, çok eski bir tarihin karanlıkları arasına gömülmüştür. Bugün onun mevcudiyetine kılavuzluk edebilecek hiçbir eser de yoktur. Kur’an’dan öğrendiğimiz bu set tarihi hayatını yaşayıp harabesine Allah’ın emir ve iradesi taalluk edince yerle bir olacağıdır. Kim bilir tarihi araştırmaların erişemediği herhangi bir devirde arz nasıl bir değişikliğe uğramıştır; ancak kat’î olan bu seddin kuzeyde inşa edildiğidir.

Bu hadisede adı geçen Ye’cûc ve Me’cûc de bütün tarihçilerin ittifakla bildirdiklerine göre Nuh (As.) oğlu Yafes zürriyetinden iki kabiledir. Tevrat’ta bu şekilde bildirildiği gibi islim âlimleri de buna kanaattedir. Yeryüzünü kana boyayıp fesada veren Ye’cûc ve Me’cûc’un yalnız iki kabile değil müteaddit kabilelerden müteşekkil bir çapulcu halitasından ibaret olduğu da yine Kur’an-ı Kerim’in beyanlarından anlaşılmaktadır.

Bu iki fesatçı kavmin kimler olduğuna dair rivayet ve görüşler de değişiktir. Hazreti Zülkarneyn’e set yapması için teklifte bulunan Türklerin ifadelerinden anlaşılan bu kavmin Moğollar olmasıdır. Avrupalılara göre de Batı Roma imparatorluğunu istila eden Hunlardır ki, bu görüş Frenklerin böyle demelerine dayanmaktadır. Hindistan’ın en mümtaz alimlerinden Mehmet Enver ise Rusların Ye’cüci, İngilizler ile Almanların da Me’cüci zürriyetinden olduklarını binaenaleyh Ye’cüc ve Me’cüc’ün mükerrer olarak vaki olduğu Kur’an’da zikredilen ahir zamanda meydana geleceğini ve bunun en şiddetlisi olacağını kaydetmektedir. Bütün bunlardan görülen o ki, Ye ‘cüc ve Mecüc belası bütün bir insanlığa şamil olan bir afettir.
(Kehf ve Enbiyâ Sûreleri)

10 yorum

Yorum formuna geç

    • Ferda Yamanoğlu on 4 Temmuz 2016 at 19:28
    • Cevapla

    Selamünaleyküm.
    Seddin teknolojisi günümüzde de kullanılıyor.Kor haline getirilen demir tozları erimiş bakırla kaplanarak çok sert sanayi malzemeleri yapılıyor.

    1. Aleyküm selam sayın Ferda. Bilgi için çok teşekkür ederim. Seddin nerede olduğunu biliyor musun?

    • Ferda Yamanoğlu on 6 Temmuz 2016 at 13:43
    • Cevapla

    Selamünaleyküm.
    Araştırmadım.Ancak bu kadar uzak yerlere gitmesine ayetlere göre bir şey sebep oluyor. Bu sebebin bir uzay gemisi olduğunu düşünüyorum. Savaşları önlemek için ALLAH tarafından görevlendirilmiş bir kişi. Adımı aratarak diğer yazılarımı da okuyabilirsiniz. Saygılarımla.

    1. Aleyküm selam. En doğrusunu tabii ki Allah bilir. Biri daha bu konuda kesin bir bilgi olmadığını söylemişti. İlgili yazıların hakkında yorumlarını eksik etme lütfen. Adını arattım. Yazılarını bulamadım. İletişim sayfasından link yollar mısın?

      • Arslan Türk on 9 Temmuz 2016 at 22:16
      • Cevapla

      Uzay Gemisi mi? Saçma bir düşünce.

        • Ferda Yamanoğlu on 11 Temmuz 2016 at 21:46
        • Cevapla

        Saba melikesi Belkıs’ın tahtının, Hz. Süleymanın yanına ışınlandığını yazan ayet de sizce saçma mıdır?

          • Arslan Türk on 12 Temmuz 2016 at 12:37
          • Cevapla

          Ayet ayrı bir durum, senin düşüncen ayrı bir durum. Allah tarafından ışınlanma, Allah’ın ol demesiyle her şey olur. Senin ortaya uzay aracı katman mantıksız geldi.

            • Ferda Yamanoğlu on 13 Temmuz 2016 at 12:26

            Ayetteki ışınlama, ayete göre bilgi sahibi bir insan tarafından gerçekleştiriliyor. Zülkarneyn seddinin formülü günümüzde de kullanılıyor. Bu kadar teknolojik bilgiye sahip birinin bir uzay gemisi de yapmasının neresi mantıksız? Kuranı anlamak için doğru mantık yürütmek gerekir. Yoksa insan Mustafa İslamoğlu’nun düştüğü duruma düşer.

    • Ferda Yamanoğlu on 6 Temmuz 2016 at 23:50
    • Cevapla

    Yolladığım sitedeki son yorumlar sayfasında,4,5 milyar yıl önce dünyanın yörüngesinin ve kütlesinin değiştirilmesiyle ilgili Kuran tefsirlerini okuyabilirsiniz.

    • Arslan Türk on 13 Temmuz 2016 at 16:00
    • Cevapla

    Ferda. Sen diyorsun ki: “Seddin teknolojisi günümüzde de kullanılıyor. Kor haline getirilen demir tozları erimiş bakırla kaplanarak çok sert sanayi malzemeleri yapılıyor.”

    Teveccuh diyor ki: “Seddin nerede olduğunu biliyor musun?”

    Sen de cevaben diyorsun ki: “Araştırmadım. Ancak bu kadar uzak yerlere gitmesine ayetlere göre bir şey sebep oluyor. Bu sebebin bir uzay gemisi olduğunu düşünüyorum. Savaşları önlemek için ALLAH tarafından görevlendirilmiş bir kişi.”

    Mantık dışı hareket ediyorsun. Senin amacın nedir? O seddin hem nerede olduğunu bilmiyorsun, hem de “biliyorum, şuradan okudum, ve yahut bilmiyorum” bile diyemiyorsun. Sadece “Araştırmadım” demekle yetiniyorsun. Araştırmadıysan o seddin günümüzde o işi yaptığını nereden biliyorsun? Bir de ortaya uzay aracı katıyorsun. Son cevabında da dediğine göre ayetteki ışınlanma, ayete göre bilgi sahibi biri tarafından yapılıyorsa, Allah o kişiye ihsan etmese nasıl yapsın? Günümüzde seddi görüp bulan var mı ki, senddin fomülünü uygulasın? Hem “Allah tarafından görevlendirilmiş bir kişi” diyorsun, hem de “Bu kadar teknolojik bilgiye sahip birinin bir uzay gemisi de yapmasının neresi mantıksız?” diyorsun. Ben de diyorum ki, “Allah’ın ol demesiyle her şey olur.” Bu kadar teknolojik bilgiye sahip biri uzay gemisi yapmadan ışınlama cihazı yapamıyor mu? Kurandan bahseden kişiye bak (sen). Takmışsın uzay gemisi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Önceki yazıyı okuyun:
Hz. Eyüp’ün Sabrı

Hz. Eyüp'ün Sabrı Allah Teâlâ'nın has kulu Eyyûb (As.), İshak (As.)’in oğlu lys'in oğullarından olup Yusuf (As.) ile çağdaş bulunuyordu....

Kapat